Ahmet Şimşirgil’in Enver Paşa’ya Dair Söylemlerindeki Hatalar

Ahmet Şimşirgil bilindiği üzere Enver Paşa’ya ve İttihat Terakki’ye olan muhalefeti ile bilinen bir akademisyendir. Sevip sevmemek tabi kendisine kalmıştır. Kimse kimsenin gönlünün veya aklının yargıcı değildir. Yalnız söylemlerinde düzeltilmesi gereken birkaç husus vardır. Yazımız da bununla alakalıdır.

Not: İlgili video YouTube’da “Enver Paşa’nın İmpratorluğa Mâl Olan Vatan Sevgisi!” başlığı ile yayınlanmaktadır. Ahmet Şimşirgil’in verdiği beyanların video aralığı beyanatın akabinde parantez içindi verilmiştir.

İlgili videonun linki : https://www.youtube.com/watch?v=s_c3NcGAEaU&t=290s

Beyan 1 : “Darbede (Babıâli Baskını) yüzbaşıydı, hemen binbaşı, ardından hemen albay yapılacak, üç gün sonra general olacak, beş gün sonra Genelkurmay Başkanı olacak… Altı ay sonra Başkumandan olacak.” (00:11-00:22)

Doğrusu: Enver Paşa Babıâli Baskını esnasında yarbay rütbesindedir. Ayrıca Enver Paşa o tarihte Genelkurmay Başkanı olmamıştır. Aynı şekilde Enver Paşa Başkumandan değil, Başkumandanvekili olmuştur.

Beyan 2 : “Neredeyse Enverland. Ülkeyi ele geçirmiş Almanlar. İşte gözü kamaşan adamları böyle yaparlar. Enverland, Enver Ülkesi. O da horoz gibi dolaşmaya başlar ortalıkta.” (00:48-00:59)

Doğrusu: Almanya İttihatçıların hiçbir zaman ilk tercihi olmamıştır. 1908’den 1914’e kadar tamamen İngiltere’nin olduğu safta bulunmak istemişlerse de, İngilizler Rusya’ya bunu kabul ettiremeyeceğinden, Osmanlı’yı feda etmişlerdir. Horoz gibi gezmeye gelince… 1912’de Balkan cücelerine sadee birkaç haftada yenilen bir orduyu, iki senesi dolmadan orduda giriştiği ıslahatlarla Düvel-i Muazzama’ya dört yıl karşı koyabilecek kudrete getiren o şahıs horoz gibi değil; Bozkurt gibi gezmiştir.

Beyan 3 :Alparslan Türkeş’in İttihat ve Terakki’yi tenkit eden konuşmasından bahsediliyor (01:13-01:48)

Doğrusu : İlk olarak, Alparslan Türkeş malûm olduğu üzere 1917 yılında doğmuştur. Tahsil hayatını Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında almıştır. Ve bu dönem de Kemalist Döneme denk gelmektedir. Kemalist Dönem’de, İzmir Suikasti Davası’nın da propagandaya çevrilmesiyle beraber iş siyasi malzemeye dönüşmüş ve “İttihatçılar imparatorluğu yıktılar” malzemesi mahkeme tutanaklarında dahi geçmiştir. Bu da haliyle bir dönemin algısını oluşturmuştur. İkinci olarak, Alparslan Türkeş’in gençliği ise Hüseyin Nihal Atsız’a denk gelmiştir ve ondan esinlenmiştir. Bilindiği üzere Hüseyin Nihal Atsız’ın tam bir İttihatçı muhalifi ve düşmanı olan Dr. Rıza Nur ile yakın münasebeti bulunmaktadır. Alparslan Türkeşin bu kaynaktan da İttihatçılar hakkında yalnış bir izlenim edinmiş olması mümkündür. Üçüncü olarak, 1950 sonrası Demokrat Parti iktidarı ile beraber “Yalan söyleyen tarih utansın” furyası başlayarak Atatürk’e karşı Sultan Abdülhamit’i yüceltme çabasına girmiş kimi zevat ortaya çıkmıştır. Konu Sultan Hamit olunca da şüphesiz telin edilen İttihatçılardır. Kısaca özetlemek gerekirse, Alparslan Türkeş siyasi gümbürtüler arasında anlaşılamamış bir cemiyete elinde olmadan olumsuz düşünceler beslemiştir. Kezâ Türkeş’in doğumu 1917 değil de, 1880 olsaydı, Enver ve Niyazi ile birlikte Makedonya’da meşrutiyetin ilanı için dağ bayır gezenlerden olurdu. (Türkeşin aksiyonerliği göz önüne alındığında, bu oldukça olası)

Beyan 4 : “Peki ne oldu? Edirne boşaldı. Boş bir şehri… Onu da, sağın solun, bizim Avrupalı diplomatlarımızın ‘Çabuk girin, elinizi çabuk tutun, ya boş duruyor’ dediği için elini kolunu sallaya sallaya girdi de aldı. Ne başarısından bahsediyorsun? (06:16-06:32)

Doğrusu : II. Balkan Harbi ile Bulgaristan’ın Edirne’ye ehemmiyet gösteremediği doğrudur lakin Düvel-i Muazzama’nın baskısına rağmen Edirne’ye ordunun yürümesi için en fazla baskıyı Enver Bey yapmıştır. Yani bu harekât Avrupa kamuoyuna rağmen gerçekleştirilmiştir. 1897’de kazandığı savaş sonucunda Osmanlı Ordusu Yunan Ordusunu bozguna uğratmış ve Atina’ya kadar önünde hiçbir engel kalmamıştı. Lakin Avrupalı devletlerin baskısıyla geri çekilmiş ve boş toprakları dahi alamamıştık. Edirne’yi alma cüretkârlığını Atina’da sergileyememiştik.

Ahmet Şimşirgil’in “Balkan Facialarının Sorumlusu Kim?” Adlı Videosundaki Hatalar

İlgili videonun linki: https://www.youtube.com/watch?v=LXE8xeRIcEQ&t=488s

Beyan 1: “... Balkan Savaşlarına değineceğim. 1912’deki. Zira o dönemde, padişahını tahtından indirmiş bir darbe cuntası işbaşında bulunuyordu.” (01:22-01:35)

Cevap: Balkan Harbi başlamadan evvel “Kısmi İttihat ve Terakki hükümeti” diyebileceğimiz İbrahim Hakkı Paşa kabinesi Trablusgarp Harbi’nin bir sonucu olarak istifa etmek zorunda kalmış ve bunun yerine Sait Paşa kabinesi kurulmuştur. Kısa soluklu olan Sait Paşa kabinesinin akabinde ise Gazi Ahmet Muhtar Paşa‘nın liderliğindeki “Büyük Kabine” veya “Baba-oğul Kabinesi” kurulmuştur. 

Balkan Harbi tam da bu kabinenin görev yaptığı esnada patlak vermiştir. Bu kabinede hiçbir İttihatçı yer almamaktadır. Balkan Harbi’ni kötü idare ettiğini anlayan Gazi Ahmet Muhtar Paşa kabinesi de ilerleyen süreçte istifa etmiş ve bunun yerine katıksız bir İttihatçı düşmanı olan “Kâmil Paşa Hükümeti” kurulmuştur. Kâmil Paşa hükümeti de Balkan Harbi’nin kaybedildiğini kabul etmiş ve Düvel-i Muazzama’nın notasına uyarak Edirne’yi Bulgaristan’a vermeyi kabul etmiştir. Edirne’nin Bulgaristan’a verileceği haberini alan İttihatçılar ise meşhur Babıâli Baskını’nı gerçekleştirmiştir. 

Fakat Ahmet Şimşirgil’in iddiasına bakılırsa, İttihatçılar, İttihatçılara darbe yapmıştır.

Beyan 2: “Sırbistan Fransızlardan son model toplar ve silahlar alıyor. Bunları Sırbistan’a götürecek ama nasıl götürecek? Avusturya-Macaristan üzerinden. Avusturya-Macaristan müsaade etmiyor. Çünkü güçlü bir Sırbistan’ı orada istemiyor (Balkanlarda). Peki kim müsaade ediyor? İttihatçılar!

Cevap: Yukarıda da bahsettiğimiz üzere savaş esnasında iktidar mevkiinde İttihaçılar bulunmamaktaydı. Lakin Ahmet Şimşirgil benzer bir iddiayı yineliyor. Hatta arttırıyor. Noradungyan Efendi‘yi de İttihatçı yapıyor. 🙂

Beyan 3: “ (Selanik) tek kurşun atılmadan bırakıldı. Oradan Abdülhamit Han’a kükremek çok kolaydı. Neredeydi o yiğitler, kahramanlar… “

Cevap: Önce Gazi Ahmet Muhtar Paşa kabinesi daha sonra da Kâmil Paşa kabinesi iktidar mevkiine gelir gelmez İttihatçı avına başlamışlardı. Savaş esnasında politik kıyım yapılıyordu. O yiğitlerin nerede olduğuna gelince, Trablusgarp’ta Senusiler ve yerel halktan ordu oluşturarak destan yazıyorlardı..”

burak candemir Ahmet Şimşirgil'in Enver Paşa'ya Dair Söylemlerindeki Hatalar
Burak Candemir
7 Mayıs 1991 / Eskişehir doğumlu olan Burak Candemir, Erciyes Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunudur. Araştırmaları Meşrutiyet dönemi üzerine olup Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalışmaktadır. Ayrıca Terakki Mecmua'da yazar olup Doğu Kütüphanesi Yayınları'ndan çıkan Enver Paşa adlı editoryal esere katkı sunmuştur.

3 YORUMLAR

  1. Ahmet şimşirgilin iddialarına karşı bir delil sunmadığınızdan iddiaları çürütme yerine kendi cevaplarınızı yazmışsınız.. Bu ise Enver Paşayı aklamıyor.. Enver Paşa hataları ile sevapları ile tarihin olayların içinde yer alan biri olarak objektif analiz edilmeli.

    • Delil sunulmamış derken? Enver Paşa ve İttihat Terakki hakkında ortalama 8-10 kitap okuyan şahıs bile Ahmet Şimşirgil’in bu saçma ithamlarına güler. Oldukça basit ve net hatalardır bu yapılanlar. Ahmet Şimşirgil’i düzeltmek için ayırdığım 5 dakika dahi onun için büyük bir lütûftur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz