İktisadi Düşüncede Chicago Okulu: Parasalcı (Monetarist) İktisat

Parasalcı iktisadın yapı taşları serbest piyasanın gücüne, rekabete, ekonomik özgürlüklere ve özel mülkiyete olan güvene dayanır. Bu görüşte, parasal artışların enflasyonist etkileri kabul edilmiştir. Parasalcı iktisat, Keynesçi iktisadın uzun süreler hâkim olma durumuna rağmen; klasik, neoklasik ve marjinalist mirasın korunmasına ve güçlenmesine yardımcı olmuştur. Hatta bu iktisatçılar bazı yönleriyle iyimser klasik görüşü de muhafaza etmiştir diyebiliriz. Keynes’in görüşüne göre makroekonomi alanına giren, işsizliğin analizi gibi, birçok konu Parasalcı iktisat için mikroekonominin de konusu olmaya başlamıştır. Hatta işsizlikten ziyade öne çıkan mesele, enflasyon olmuştur.

Bu görüş, oldukça mühim isimleri kapsamaktadır. İlk olarak, Parasalcı İktisat Okulu’nun kurucusu olan Milton Friedman’ın fikirlerinden ve iktisadi düşünceye katkılarından bahsetmek gerekir.

Friedman’ın iktisadi düşüncesini üç maddede toplayabiliriz. 

Bunlardan ilki tüketim fonksiyonudur. Friedman’a göre Keynes’in tüketim fonksiyonu çok basittir. Hane halkı gelirini ‘’sürekli gelir’’ olarak ele alan Friedman, cari gelir olarak ele alınmasının yanlış olduğunu söylemiştir. Sürekli gelir, bir yılın değil belli bir sürenin ortalamasını ortaya koyar. Keza yalnızca uzun dönemde gerçekleşen değişimler kalıcı olacaktır. Sonuç olarak, marjinal tüketim eğilimi Keynes’in cari gelirle ilişkilendirdiği durumdan daha küçük olur. Abartılan bir istikrarsızlık meselesi olduğunu düşünen Friedman, ‘’sürekli gelir’’ kavramı ile birlikte yatırım çarpanında gerçekleşen küçülme sonucu istikrarsızlığın azalacağını söylemiştir.  

Bu ismin böylesine çok duyulmasının esas sebebi para hakkındaki görüşleridir. Yani ikinci madde olarak para teorisinden bahsedeceğiz. Friedman, nakit dengesinin para talebine eşit olduğunu söylemiştir. Nakit dengesini belirleyen üç kavram vardır: Toplam servet, elde para tutmanın maliyeti ve tercihler. Kısaca sürekli gelir ve fiyat seviyesi, talep edilen nakit dengesiyle doğru orantılıdır. Beklenen enflasyon ise talep edilen nakit dengesiyle ters orantılıdır. 

Friedman’ın en önemli katkılarından biri olan modern miktar teorisi, klasik miktar teorisindeki varsayımların farklı olduğunu söylemesiyle ortaya çıkmıştır. Klasik miktar teorisi formülünde, dolaşımdaki para miktarı ile paranın dolanım hızı çarpımı, fiyatlar genel düzeyi ile yıl boyunca üretilen mal miktarı çarpımına eşittir. Friedman ise, formülde yer alan dolaşım hızının sabit olmadığını aksine bazı değişkenlerin istikrarlı bir fonksiyon olduğunu ileri sürer. Bu fikirlerin ışığında oluşan, ‘’dengeleme’’ mekanizmasına modern miktar teorisi denir.  

Friedman, uzun dönemde Philips eğrisinin geçersiz olduğunu, kısa dönemde işsizlik ve enflasyon arasında geçici bir değiş tokuş olsa da uzun dönemde böyle bir şeyin söz konusu olmadığını söylemiştir. Ayrıca söylemek gerekir ki, Friedman’a göre ABD Merkez Bankası ihtiyari para politikasından vazgeçmeli ve ‘’Para arzının, ekonominin uzun dönem büyüme hızına eşit olarak arttırılması’’ parasal kurala uymalıdır. 

Friedman kanaatlerinin üçüncüsü ise iktisadi liberalizmdir. Esnek bir uluslararası sistem, serbest döviz kuru rejimi, gelir politikalarından vazgeçilmesi, negatif gelir vergisi, tek oranlı gelir vergisi, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi gibi maddelerin büyük kısmı gerçekleştirilmiş olan reform önerilerinden bazılarıdır.

Monetarist ekonominin ehemmiyetli bir diğer yüzü ise, George J. Stigler. Mikroekonomiye katkıları büyüktür. Enformasyon ve araştırma ekonomisi teorisi ile homojen mallar ve hizmet fiyatları, ücretlerinin tam rekabet şartlarında dahi eşitlenmediğini kanıtlamıştır. Ayrıca bu teori, toplumun maksimum refaha erişmesi için yapılan bir girişimdir. 

Stigler’in bir diğer mühim teorisine, regülasyon teorisine, göre kısaca aslında kamu için yapılan regülasyonlar iş dünyası ve seçilmişler, atanmışların özel çıkarlarına hizmet eder. Bu kazanç durumu devam ettikçe regülasyon talebi devam edecektir. Stigler’in bu konu hakkındaki önerisi şöyledir: Genel olarak daha az regülasyon, muhtemelen iktisadi refahı daha fazla arttıracaktır. Bu nedenle ekonomide daha az regülasyon yapılmalıdır.

Parasalcı İktisat mefhumu içerisinde son olarak Gray S. Becker’i inceleyeceğiz . Becker, genel mesleki eğitim ile alanı belirli mesleki eğitim arasında ayrım yapan ilk iktisatçıdır. Genel mesleki eğitimin, şuan çalışılan iş yerinde ve ilerideki marjinal verimliliği yüksektir. Belirgin mesleki eğitimde ise marjinal verimlilik yalnızca şuan yüksektir. Bu teoriye beşeri sermaye teorisi denir. 

İşbu teori, şu olguların açıklanılmasına yardımcı olmuştur: Kazançlar, yaş ile ters orantılı ve beceriyle doğru orantılıdır. Yüksek becerililer için işsizlik oranı düşüktür. Gençler daha sık iş değiştirir ve yaşlılara göre daha fazla okul eğitimi ve iş eğitimi alır. Yüksek becerili olanlar, bütün ömürleri boyunca diğerlerine göre daha fazla okul eğitimi ve iş eğitimi alırlar.

Becker, ayrımcılık konusu üstünde de durmuştur. Ayrımcılığı, yapan kişinin tercihi veya zevki olarak ele almaktadır. Ayrımcılık yapılan kişi diğerlerinden daha fazla ücret aldığı için firmalar yahut şirketler zarara uğrar. Devlet bunun için önlem almalıdır. 

İncelediğimiz son ismin bir diğer kuramı ise zaman tahsisi teorisidir. Teoriye göre, bir malın tam fiyatı, piyasa fiyatı ile tüketim için gerekli olan zamanın değerinden oluşur. Bir malın tüketicisi olunduğu kadar üreticisi olunduğunun da düşünülmesi gerektiğini savunmuştur. Ve bu teoriden, ileride zaman-yoğun metalardan ziyade, mal-yoğun metaların tercih edileceğine dair olgular çıkarmıştır. Bir diğer olgu da çalışma sürelerinin önemidir. Ayrıca bir ailede yalnızca tek kişi çalışıyor ise ailelerin muhtemelen daha az çocuk sahibi olacaklarını ve daha mal-yoğun metalar tercih edeceğini de söylemiştir. Becker, aileleri de iktisadın bir araştırma konusu olarak seçmiş, evlenme, doğurganlık, fedakârlık, boşanma gibi konularda teoriler geliştirmiştir. Böylece klasik iktisadın ilgilendiği alanı genişletmiştir. 

suheda kabukcu 2 İktisadi Düşüncede Chicago Okulu: Parasalcı (Monetarist) İktisat
Şuheda Kabukçu
Merhaba, ben Şuheda! 97’nin Temmuz ayında bir yolcu olarak dünyaya geldim. Kâinata gözlerini Ankara’da açmış bir Egeli de diyebiliriz. On yaşıma kadar doğu vilayetlerinde eğitim aldıktan sonra tekrar gözlerimi dünyaya açtığım şehre döndüm. İşbu şehirde, hem lise hem lisans eğitimimi tamamladım. Ankara Anadolu Lisesi mezunuyum. Gazi Üniversitesi’nde İktisat üzerine lisans eğitimi aldım. Hâlâ Ankara’da ikamet etmekteyim. Öğrenmenin hiçbir zaman noktalanmayacağına olan inancımdan sebep Yeni Tanin’in hem yazarı hem okuru olmaktan keyif aldığımı belirtmeliyim. Bu bağlamda sizinle İktisat ve hatta diğer meseleler üzerine konuşabilmek ne hoş! Tanıştığımıza memnun oldum sevgili okur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz